logo

Altun: “Biz bu darbeci zihniyetleri gerçekten iyi tanıyoruz. “

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Eğer demokrasimizi, milletimizin iradesini, siyaset mekanizmasını korumak istiyorsak, en ufak bir darbe imasını bile net ve güçlü bir şekilde reddetmeliyiz.” dedi.

İletişim Başkanı Altun, bazı emekli amirallerin yayınladığı antidemokratik bildiriye ilişkin TRT Haber’de değerlendirmelerde bulundu.

Türk milletinin küresel ve ulusal vesayet odaklarını tanıdığını, onların nasıl çalıştıklarını, hangi yol, yöntem ve metotları kullandıklarını bildiklerini belirten Altun, “Bizim tarihimiz bu anlamda ne yazık ki pek çok olumsuz örnekle dolu. Dolayısıyla milletimizin hafızası da siyasi hafızamız da bu anlamda çok canlı, çok diri. Biz bu darbeci zihniyetleri gerçekten iyi tanıyoruz. Bunların nasıl yönlendirildiklerini de biliyoruz.” dedi.

Söz konusu bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Altun, şunları kaydetti:

“Dünyanın neresine giderseniz gidin, bu bildiriyi o ülkenin diline çevirin, altına o ülkenin emekli amirallerinin ismini yazın, sonra gece yarısı yayınlayın; bakalım bu bildiri o ülke eğer bir demokratik ülkeyse nasıl bir tepkiyle karşı karşıya kalıyor. Biz eğer demokrasimizi korumak istiyorsak, milletimizin iradesini korumak istiyorsak, siyaset mekanizmasını korumak istiyorsak, en ufak bir darbe imasını bile net ve güçlü bir şekilde reddetmeliyiz.  Eğer cümlelerinize ama’lı-fakat’lı bir şekilde başlıyorsanız, burada hiçbir şekilde demokratik bir tavır sergilemiş olmazsınız. Burada bir vesayet bildirisi vardır ve biz bu vesayet bildirisini telin ettik, reddettik. Bunu bir suç olarak değerlendirdiğimizi ifade ettik. Demokrasiye karşı bir hamle olarak değerlendirdik ve bu çerçevede de bununla yüzleştik. Siyaseten yüzleşiyoruz. Hukuk bu anlamda devreye girdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı burada adım attı, yürüttüğü bir soruşturma var. Bu soruşturma ilerledikçe gerçekten bu organizasyonun arkasında kimlerin olduğu, bu organizasyonun tam anlamıyla neye hizmet ettiği açık ve net bir şekilde ortaya çıkacak.”

“104 tane emekli amiralin bir araya gelip böyle tehditvari bir metin kaleme alması ve ülkenin siyasetine dizayn vermeye çalışması asla ve asla kabul edilemez” ifadesini kullanan Fahrettin Altun, “Bu adım bizim şerefli ordumuzu, Silahlı Kuvvetlerimizi zan altında bırakmaya dönük bir girişimdir. Bunu biz asla ve asla kabul etmiyoruz. Kendileri emekli amiral olarak imzayı atan kişilerin bunu en başta görmeleri gerekirdi ki bugün itibarıyla Deniz Kuvvetlerimiz Cumhuriyet tarihimizde hiç olmadığı kadar büyük başarılara imza atıyor. Gururlanmaları gereken bir dönemde aksine süreci tersine döndürmeye dönük bir gayret var.” diye konuştu.

“Türkiye’yi yolundan döndürme gayreti var”

Fahrettin Altun, söz konusu “vesayet bildirisi”nin amacının, Türkiye’yi yolundan döndürmek olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Türkiye’yi yolundan döndürmek isteyen ulusal ve uluslararası vesayet odakları bir şekilde yeni bir teknoloji kullanarak siyasetimize, meşru yönetimimize, Hükümetimize müdahalede bulunmaya çalışmıştır. Bakın darbeler tarihine iyi bakacak olursanız dünyada, Türkiye’de, her seferinde yeni bir teknolojinin kullanıldığını görürsünüz. Türkiye siyasi tarihi bunun açık ve net örneğidir. 27 Mayıs’tan bu yana her darbede yeni bir teknolojinin devreye sokulduğunu görüyoruz ve biz özellikle 2013’ten itibaren Türkiye’de bir yıpratma savaşıyla karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik olarak bir dizi ulusal ve uluslararası komployla karşı karşıya kaldık. Burada her seferinde yeni bir darbe tekniği kullanıldı. Gezi ayaklanmasında bir başka teknik gördük, 17-25 Aralık’ta bir başka teknik gördük. Sonra 15 Temmuz’da bir başka teknik gördük ve bu vesayet bildirisinde bir başka teknikle karşı karşıyayız. Bu melun adımı ‘bunun neresi darbe, bunun neresi vesayet’ diye yumuşatmaya çalışanlar, hafife almaya çalışanlar bir kere bu gerçeği görmek zorundalar. Burada bir istikrarsızlaştırma ve bununla beraber Hükümeti, anayasal düzeni zorda bırakma ve Türkiye’yi yolundan döndürme gayreti var. İstedikleri kadar meseleyi çarpıtsınlar, istedikleri kadar gerçekleri eğip bükmeye manipüle etmeye çalışsınlar, gerçeğin ne olduğu bir kere açık ve nettir. Burada bir vesayet bildirisi var.”

“Vesayet bildirisini eleştirmek yerine siyaseti, meşru hükümeti eleştirenleri kınıyoruz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aldıkları güçle “15 Temmuz’da durduğumuz yerdeyiz. Darbelere karşı, vesayete karşı her zaman olduğumuz yerdeyiz, 1 milim sapmıyoruz” dediklerini kaydeden Fahrettin Altun, bildiriye karşı bazı siyasetçilerin yumuşatıcı ve manipülatif yaklaşımlar sergilemelerinin de her şeyden önce kendilerini inkar anlamına geldiğini söyledi.

Fahrettin Altun, “Darbeciler varsa, darbecilerden medet umuyorsanız size ne gerek var, bunu sormazlar mı? Evet, milletimiz bunu soruyor. Fakat, gerçekten üzülerek söylüyorum; darbeciliğin genlerine işlediği siyasi oluşumların, sivil bir yaklaşıma sahip olmalarını, darbe iması yapan bir bildiriyi eleştirmelerini beklemek de gerçekten zannediyorum çok gerçekçi değil.” açıklamasında bulundu.

İletişim Başkanı Altun, program sunucusunun bildiriye ilişkin muhalefetin tavrını nasıl değerlendirdiğine dair soruya da şöyle yanıt verdi:

“Burada bir manipülasyon çabası var. ‘Okuduklarını anlamıyorlar’ gibi bir cümleyle bunu geçiştirmek istemem, çünkü burada bir manipülasyon yapıyorlar. Eğer bu girişim, bu yeni teknik tutmuş olsaydı, bu takdirde bu bildiriyi yücelteceklerdi. 15 Temmuz’da da benzer bir yaklaşım gördük. Bakın 15 Temmuz’da açık ve net bir şekilde önce darbeleri alkışladılar, tankları alkışladılar. Darbenin başarılı olması için gayret sarf ettiler. Şimdi sosyal medyanın bu anlamda bir olumlu yanı var. ‘Biz de aslında 15 Temmuz’a karşıydık’ diyen birçok kişinin 15 Temmuz darbe girişimi ayan olduğu ilk saatlerde sosyal medya mesajları var. Orada açık ve net bir şekilde; ‘gördünüz mü bak, işte bu noktaya geldi, daha iyi olacak, bu yönetimdense böyle bir müdahale iyidir’ tarzında mesajlar paylaşıldı. Fakat ne oldu? Başarılı olamadı, milletimiz bu darbeyi destansı bir direnişle boşa çıkardı. Bunun üzerine aynı kişiler, aynı aktörler tuttular dediler ki ‘bu gerçek bir darbe girişimi değildi.’ Ama siz buna alkış tutmuştunuz, siz bundan medet ummuştunuz. Bunu da gösterdiniz. Ama sonrasında buna tiyatro dediler. İlk önce FETÖ elebaşı dedi, sonra bunu siyasette benzer şekilde söylemeye başladılar. Şimdi bakıyorsunuz normal şartlar altında önce alkışladılar ki bunların yine sosyal medya mesajları da duruyor. ‘Altına imzamı atarım’ dediler, ‘helal olsun’ dediler, ‘askerlere bravo’ dediler, alkış tuttular. Sonra çok üst düzeyde en sert ve net bir şekilde buraya tepki koyunca Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatınca, Milli Savunma Bakanlığı çok net sert bir açıklama yapınca bu kez dediler ki ‘bir dakika burada böyle bir girişim yok, hatta ve hatta siz suni bir gündem oluşturuyorsunuz.’ Hatta ve hatta buradan bir mağduriyet türetmeye çalıştılar. Eğer başarılı olsaydı bu iş, bunun devamı gelecekti ve bu yönüyle de baktığınızda sahiplenilecekti. Şu anda bir manipülasyon çabasıyla olayı geçiştirmeye çalışıyorlar. Hayır, biz bunun çok kritik bir hamle olduğunu biliyoruz dolayısıyla, burada bu bildiriyi bu vesayet bildirisini eleştirmek yerine dönüp siyaseti, meşru hükümeti, bizleri eleştirenleri biz kınıyoruz.”

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, muhalefetin kendi medya gruplarıyla 5. kol faaliyeti yaptığını, bu yolla siyaseti etki altına almak istediğini kaydederek, “Bize oy veren vatandaşlarımız hürmetine biraz demokrat olun, biraz ülkemizi sevin, biraz milli olun, milletin iradesine sahip çıkın. Belki çok şey istiyoruz, ama yine de bu çağrıyı yapıyoruz. Cumhurbaşkanımız defalarca bunun altını çizdi, bu bizim üzüldüğümüz bir nokta.” diye konuştu.

Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu, çevresinde düzen kuran bölgesel bir güç olduğunu vurgulayan Fahrettin Altun, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz bugün küresel meselelerde sözü dinlenen, yaklaşımı esas alınan bir ülke konumuna gelmiş durumdayız. Elbette rekabet içerisindeyiz, elbette Türkiye bir adım geri gitsin diye uğraşan uluslararası aktörler var kendi konumları, kendi imtiyazları zarar görecek diye. Fakat biz buna rağmen bu uluslararası rekabette hiç olmadığımız kadar varız.” ifadelerini kullandı.

“Emekli amiral diye imza atan Deniz Kuvvetlerimizde çalışmış bu insanlar Allah aşkına bugün Doğu Akdeniz’deki egemenlik mücadelesinde Türkiye’nin geldiği noktayı, elde ettiği kazanımları gördüklerinde nasıl iftihar etmez?” sorusunu yönelten Fahrettin Altun, bildiriye imza atan amirallerin bununla iftihar etmeleri gerekirken, bunun önünü almak istediklerini söyledi.

Türkiye’de darbeyi kurtuluş olarak görenlerin asıl sorununun “milletin oyuyla iktidar olamayacaklarına mutlak anlamda inanmışlıkları” olduğunu aktaran Fahrettin Altun, “Biz bir ülkede her darbe sonrası hangi siyasi zihniyetin iktidara getirildiğini biliyoruz. Darbeciler tarafından kollandığını da iyi biliyoruz. 15 Temmuz gecesi tankların yolunu açtığı siyasilerin darbeyi bir siyasi gelenek olarak görmesini tabi şaşırmıyoruz, ama üzülüyoruz, çünkü biz demokratik bir hukuk devletiyiz. Hani darbelerle, darbecilerle de hukuk yoluyla mücadelemizi sürdüreceğiz. Milletimiz bunu emrediyor bize.” değerlendirmesinde bulundu.

Altun, “Biz milletin iradesinin böylesine güçlü bir şeklide tecelli ettiği siyasi iradeye karşı hiçbir bu tür meşum işlerin sonuç alamayacağına inanıyoruz. Biz her daim, her dakika devlet-millet birlikteliğiyle teyakkuzdayız, en ufak bir gevşeme, en ufak bir yumuşamamız yok, bunu açık ve net bir şekilde söylüyoruz” diye konuştu.

Fahrettin Altun, bir soru üzerine şu değerlendirmede bulundu:

“Devletimiz, milletimiz net bir şekilde bir ortak irade ortaya koydu. Biraz önce ifade ettim, Cumhuriyet Başsavcılığı hemen soruşturma başlattı ve bu soruşturma ilerliyor, bu soruşturma çerçevesinde, hukuk çerçevesinde bütün adımlar atılacak, yani bu yönüyle verilecek olan mücadele, verilen mücadele ortadadır. Diğer taraftan bakıldığında idari anlamda yapılacak olan, atılacak olan adımlar var, bunların bir kısmı atıldı. Diğer taraftan baktığımızda, yani toplumumuzun, sivil toplumumuzun bu sözde bildiriye, bu vesayet bildirisine çok net tepki verdiğini de gördük, darbe heveslileri resmen hayal kırıklığına uğradı. Bakın, bine yakın dernek, 500’e yakın vakıf, üniversitelerimiz, 100’ün üzerinde oda, 550 sendika, 46 federasyon, bunlar suç duyurusunda bulundular. Yani bu anlamda yapılan açıklamalar, bunlar ülkemizde demokrasimiz için bir ümit vesilesidir. Bu onurlu duruşu bu vakıflarımız, bu derneklerimiz, üniversitelerimiz, odalarımız, sendikalarımız göstermiştir, ama bu duruşu göstermeyen ne yazık ki siyasi partilerimiz var ve bunlar 5. kol faaliyeti yürüten medyayla beraber uluslararası yönlendirmelerle Türkiye’de siyasi istikrarsızlaştırmaya gayret sarf ediyorlar. Üzülerek söylüyorum, bunu yaparken de sözüm ona ekonomiyi ağızlarına alıyorlar. Bir kere bu adımlarla ekonomimize zarar vermeye çalışanlar bunlar. Dönelim bakalım, bu siyasi partilerin sadece 2013’ten sonra Türkiye’ye yönelik yıpratma savaşına verdikleri destek ve bu yıpratma savaşlarının ekonomimize açtıkları yara ortadadır.”

Fahrettin Altun, Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’un ekonomiye olan etkilerini anlatarak, bu gibi darbe teşebbüslerine destek verenlerin de Türkiye’nin milli servetini hiçe sayan unsurlar olduğunu kaydetti.

Altun, “Bu unsurların milletin parasını, vatandaşın servetini dert etmesi kesinlikle ve kesinlikle söz konusu değildir, böyle bir durum olsa en başta öne çıkıp ‘bu bizim bekamıza olduğu kadar ekonomimize de zarar verir, milletin cebine de zarar verir, biz buna asla ve asla destek vermiyoruz, buna karşı çıkıyoruz, bununla da mücadele edeceğiz’ derlerdi. Dediler mi? Hayır, asla böyle bir cümle kurmadılar. Burada kendilerine göre birtakım şeyler söylüyor, işte Kanal İstanbul diyorlar.” ifadelerini kullandı.

İletişim Başkanı Altun, Kanal İstanbul konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığının açık ve net olduğunun altını çizerek, “Seçilmiş bir siyasi hükümet, bunun başındaki lider var. Biz bu projeyi milli bir proje olarak görüyoruz. Bu Türkiye’nin geleceğine yapılacak büyük bir yatırımdır, bunu yapacağız diyorsa ve milletten bununla ilgili destek almışsa, bu konuda hiç kimsenin bir şey demeye hakkı yok, hele bunu bir vesayet bildirisine konu etmesi söz konusu dahi olamaz, bunu asla kabul etmiyoruz.” dedi.

“Kanal İstanbul ülkemizin milli egemenlik haklarını tahkim edecek bir projedir” diyen Altun, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Gerçek anlamda Atatürkçü olanlar bunu görür, çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık düşüncesi ve tezahürüdür bu. Yani bu yönüyle baktığımızda biz sözüm ona kendilerini antiemperyalist olarak adlandıran unsurların ne yazık ki emperyalistlerin maşası olduklarını da görüyoruz, bunu da üzülerek söylüyorum, ama durum bu, manzara bu. Dolayısıyla gerek içerik, gerek örgütlenme tarzı ile gerekse de destekçileriyle bu vesayet bildirisi tam anlamıyla başarısızlığa uğramıştır. Başarısızlığa uğramış işin sahipleneni olmaz, ama bunu ancak ve ancak hafifletebiliriz, geçiştirebiliriz diye düşünürler. Aynen 15 Temmuz’da olduğu gibi. Fakat kusura bakmasınlar, hafızamız çok diri, darbe tekniklerine, yeni yöntemlere karşı uyanık olan bir devletimiz ve milletimiz var. O nedenle biz bu yönüyle milletimizden aldığımız güçle, milletimizin emriyle burada milli iradeye sahip çıkmaya, bunun gereklerini yerine getirmeye Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Eğer demokrasimizi, milletimizin iradesini, siyaset mekanizmasını korumak istiyorsak, en ufak bir darbe imasını bile net ve güçlü bir şekilde reddetmeliyiz.” dedi.

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ