Hoşgeldiniz  

ERDİNÇ OZAN İLE GÜN IŞIĞI… NE OLDUM DEME!

ozanerdinc (Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.) | 09 Mayıs 2016 | Genel, haber, Yazar A- A+

ERDİNÇ OZAN İLE GÜN IŞIĞI… NE OLDUM DEME!

erdincozanneoldumdeme

    Ünlü bir söz vardır. ”Ne oldum deme ne olacağım de!”  Hemen her gün dilimize doladığımız, içinden çıkamadığımız veya bir durumu izah etmek için kullandığımız sözlerden bir de budur. Peki, bu ünlü söz nereden geliyor ve kim tarafından kullanıldı? Herodot Tarihi konu hakkında bizi aydınlatıyor ve bu sözün eski Yunan filozoflarından Solon tarafından kullanıldığını söylüyor. Hikayeye göre Bilge Solon, Lidya ülkesini ziyaretinde Kral Krezüs’e böyle sesleniyor.

     Herodot, Altın ve gümüş parayı ilk kez Lidyalıların kullandığını yazar. Ancak, tarihte para kullanımı daha eskilere Sumer ve Mısır uygarlıklarına kadar uzanır. Bu uygarlıklar para yerine geçecek, modern ekonominin takas sistemi olarak iktisat öğretiminde ”ekonomi türleri” arasında saydığı malın malla değişimi ilkesini uyguladıkları söylenebilir. Lidya ise adına ”sikke” dedikleri madeni parayı ilk kez kullandılar.

     Anadolunun batısında Gediz ve menderes ırmakları arasındaki bölgede Hitit ve Frig egemenliklerinden sonra güçlü bir devlet kuran Lidyalıların başkenti bugünkü Salihli ilçemizin yakınlarında bulunan Sard şehriydi. Kral Giges tarafından kurulan Lidya’nın en güçlü kralı aynı zamanda son kralları da olan Krezüs’dü. İşte bu Kral Krezüs bugünkü konumuz. Yaşamı, romanlara, tiyatro eserlerine konu oloan Kral Krezüs. Mağrurluğuyla, kendine ve hazinelerine güveniyle kendini dünyanın hakimi sanan Kral Krezüs. Yaşamı hazin bir biçimde sona eren mağrur kral.

     Başkent Sard şehri zamanın (M.Ö. 6. yy.) kültür ve sanat merkeziydi. Lidyalılar görkemli bir yaşam sürüyor icad ettikleri para sayesinde de ticarette kolaylık sağlıyorlardı. Kralları Krezüs kendini dünyanın en mutlu insanı yerine koyuyordu. İki oğlu vardı. Biri genç, dinamik, attığını vuran, yiğit bir delikanlı, diğeri ise sağır ve dilsizdi. Krezüs özürlü olan oğlunu reddediyor, onu tanrının bir cezası olarak kabul ediyordu. Yiğit oğlunu sürekli yanında taşıyor, öbürünü ise sevmiyor, hor görüyordu. Oysa sağır ve dilsiz olan oğlu babasının sevgisini kazanmak için şirinlikler yaparken babası tarafından daha çok hırpalanıyordu.

     Doğu da Pers devletinin giderek güçlenmesi karşısında Krezüs, umursamıyor, askerine çok güveniyordu. Pers Kralı Kiros ise bugün Ege denizindeki adalara açılmak istiyor Lidya’yı rakip olarak görüyordu. Pers hükümdarının İran’dan yola çıkmasını da Krezüs umursamamıştı. Tam da o sıralarda kibri iyice tavan yapan Kral Krezüs, zenginliğinden kaynaklanan mutluluğunu tescil ettirmek için ünü kendisine kadar gelen, Atina’lı Bilge Solon’u ülkesine davet etti. Bilge bu daveti kabul ederek Sard şehrine giderek Kralla buluştu. Krezüs Bilge Solon’a emsalsiz hazinelerini ve Sard şehrini gezdirdi. Gördüğü zenginlikler karşısında Bilgenin suskun kaldığını gören Krezüs Solon’un dilini yuttuğunu sandı ve sordu:” Söyle ey Bilge Solon, sence dünyanın en mutlu insanı kimdir?” O ana kadar hiç konuşmayan Bilge Soruya karşılık olarak dünyadaki en mutlu insanın Atina’daki bir kişinin adını verdi. Krezüs’ün kaşları çatıldı. ”Ne yapmış da bu kadar mutlu olmayı başarmış” diye sordu. Solon, Bu kişinin,  bir savaş sırasında yurdunu savunurken öldüğünü ve Atinalıların kendisi için ulusal tören yaptıklarını söyledi. krezüs en azından ikinci olmak istiyordu. Solon bu sefer de başka isimler verince ”Onlar ne yapmışlar?” diye sordu. Bilge, ”Onlar dedi ”Yarışmalarda kazandıkları ödüllerle mutlu bir hayat yaşadılar. Asıl mutlulukları, öküzleri çift sürmede olduğundan bir yarışma için kendilerini arabaya koşarak tapınağa kadar çekmeleri sonucu tapınağı dolduran insanların tamamından alkış almaları oldu. Öldüklerinde Atinalılar onların heykellerini yaptılar.”

     Krezüs iyice sinirlenmişti. ”Sen kim oluyorsun ki o küçücük insanları benden daha mutlu sayıyorsun?” dedi. Solon şu yanıtı verdi. ” Ey Krezüs. Sen tanrının insanlara karşı ne kadar kıskanç olduğunu ve ona hiç bir zaman güvenilemeyeceğini bilen birini sorguya çekiyorsun.İnsan ömrü boyunca görmek istemeyeceği çok şeyi görür.Çok zengin insan vardır ki, kıt kanaat yaşayan insandan hiç de daha mutlu değildir.Talih, zenginlik içinde geçen ömrünün sonuna kadar ona yar olmazsa, nice insan vardır ki masallardaki kadar zengindir ama, mutsuzdur.Nicesi de şöyle böyle geçinir ama, talihlidir.Talihli olanın, mutlu olmayan zenginden pek çok ayrıcalığı vardır. Zengin para kaybettiğinde bunu belki yerine koyabilir. Talihli olanın ise böyle bir derdi olmadığı gibi talihi onu her türlü hastalıktan, beladan korur. O ki, ömrü boyunca her zenginliğe erişir ve en son dünyadan hoşnut ayrılır. İşte o, bana göre ey kral, mutlu olmayı hak eder. Her şeyin sonuna bakmalıdır.Tanrı çok insana mutluluğu yem olarak sunar.Sonra da çeker alır elinden. Ne oldum deme ne olacağım de.”

     Bu sözler mağrur Kral Krezüs’e söylenecek sözler değildi. Bilge Solon’u ülkesinden kovduğunda Pers kralı Kiros ordusuyla yaklaşmaktaydı. Falcılar Krezüs’e şu mesajı verdi. ” Lidyanın güçlü kralı, hiç de ihtiyatli değilsin/ Sarayında işitmeyi isteme,çocuğunun/Duymayı o kadar özlediğin sesini/ Çevreni saran şimdiki sessizliği daha hayırlı onun/ Zira o, acılı bir günde konuşacak

     İki ordu sonunda karşı karşıya geldi. Krezüs kaybedeceğini anlayınca başkentine doğru geri çekildi. Kiros’un kendisini izleyeceğini sanmıyordu. Çünkü mevsim kıştı. Ama, öyle olmadı. Pers ordusu başkent Sard şehrini kuşattı. Krezüs’ün 14 yıl süren hükümdarlığı 14 gün süren kuşatma sonunda Sard şehrinin düşmesiyle son buldu. Daha önce bir av sırasında yiğit oğlunu katbetmiş olan Kral Krezüs’ün sadece sağır dilsiz olan oğlu yaşıyordu. Ve falcıların dediği oldu. Elinde kılıcıyla Krezüs’ü öldürmek için yaklaşan Pers askerine sağır dilsiz olan çocuk ” Krezüs’ü öldürme!” diye bağırdı. Dili çözüldü ve bir daha da tutulmadı. Asker öldürmek üzere olduğu kişinin Kral Krezüs olduğunu anladı ve onu Pers kralı Kiros’un yanına getirdi. Kiros, Krezüs’ün yakılarak öldürülmesini emretti.

     Krezüs’ü bir direğe bağlayıp etrafına odun yığdılar. Dumanlar ve alevler yükselirken Krezüs ” Solon….Solon…” diye bağırmaya başladı. Ne dediğini anlamayan Kiros ” Krezüs ne bağırıyor böyle? Bir krala aman dilemek yakışır mı hiç?” deyince kurmayları bunun aman dileme olmadığını  Atinalı Bilge Solon’un adını haykırdığını söylediler. Kiros” Çözün getirin Krezüs’ü” emrini verdi. Belli ki ne olduğunu merak etmişti. Gurur duyduğu zenginliğinin, hazinelerinin Pers askerlerinin elinde yağmalandığını gören mağrur kral krezüs, Pers kralına Solon’la olan görüşmesini ve onun söylediklerini anlattı. ” Her şeyin sonuna bakmalı. Nasıl bittiğine bakmalı. ne oldum deme, ne olacağım de…” Bu sözler Kiros’u çok etkiledi. Krezüs’ün hayatını bağışladı.

     Kral Krezüs, zehir içerek hayatına son verdi.

     Krezüs’ün sonu Herodot tarihinde ayrıntılı olarak yazılmıştır. Gerçektir. Pers kralının sonu da hazindir. Bir kadın hükümdar (Tomris..Amazon Tomris de denir) Tarafından devrilmiştir. Bunu da başka bir yazımızda ele alırız.

     Her şeyin sonuna bakın. Nasıl bittiğine. Ve asla ne oldum demeyin. Krezüs örnek olsun.

Etiketler:

EN SON HABERLER

KARABÜK AJANS 78 internet haber sitesi ‘Basın Meslek İlkeleri’ne uymaya söz vermiştir. karabukajans78.com İhlas Haber Ajansı (İHA) resmi abonesidir.Karabük Ajans 78 Haber Sitesi. Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle