logo

Karabük’te Çin Devleti Protesto Edildi.

Çin’in toplama kamplarını kapatması , Uygur Türk’ü dindaş ve soydaşlarımıza yapılan asimilasyon çalışmalarının sona erdirilmesi için 1 Nisan 2021 Perşembe Günü (bugün) Karabük’te bir basın açıklaması yapılacağını daha önce haberleştirmiştik.

O haberimiz için burayı tıklayınız

Doğu Türkistan Platformu’nun Çin’deki toplama kamplarının kapatılması, Uygur Türkleri’ne yapılan zulmün durdurulması için aralarında Türkiye’ninde bulunduğu 34 ülkeden ve 200’den fazla STK’nında destek verdiği eş zamanlı basın açıklaması Karabük’te de yapıldı. Karabük’te İHH, Türkiye Gençlik Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti , M.T.T.B. , Evrensel Hafızlar Derneği, Ensar Vakfı, Altın Safran Öğrenciler i Derneği, Genç İHH, Memur Sen’in paydaş olarak katıldığı basın toplantısında basın açıklamasını Karabük Genç İHH Başkanı Mustafa Emir Kurşun yaptı.

Dünya tarihinde bir milletin topyekûn gözaltına alındığı, kadın erkek, genç yaşlı toplama kampları, çocuk kampları ve hapishanelere doldurulduğu, kalanların da “aile olmak” projesi adı altında evlerde Çinli gardiyanların insafına terk edildiği, 2021’de dünyanın en ağır işkence ve mahrumiyetlerini yaşayan 3-8 milyon Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri’nin Çin’in “gönüllü mesleki eğitim kampları”nda soykırıma uğradığı iddia edilen ‘Şaka değil Soykırım’ başlık basın açıklamasının tamamı aşağıdadır:

ŞAKA DEĞİL SOYKIRIM!

“İstanbul’da Çin Konsolosluğu önünde on yaşlarında küçük bir kız çocuğu gözyaşları içerisinde şöyle haykırıyor: “Sizin çocuklarınız yok mu? 4 yıldır babamı ve kardeşlerimi görmüyorum!” Oyun çağında bir çocuğun yaşadığı travmayı hiçbirimiz tarif edemeyiz. İşin aslı son dokuz yıldır Doğu Türkistan tam bir cinnet halini yaşıyor.

11 Eylül sonrasında terörle mücadele bahanesiyle Doğu Türkistan’a yönelik artan baskılar bir yana, 2012 sonunda Xi Jinping ile başlayan sürecin apayrı acı bir öyküsü var. Dünya üzerinde yaşamanın en zor olduğu, “Uygur, Kazak, Kırgız olma suçundan” milyonların demir parmaklıklara mahkûm edildiği Doğu Türkistan, nesli yok edilen milletlerden biri olma yolunda!

Dünya tarihinde bir milletin topyekûn gözaltına alındığı, kadın erkek, genç yaşlı toplama kampları, çocuk kampları ve hapishanelere doldurulduğu, kalanların da “aile olmak” projesi adı altında evlerde Çinli gardiyanların insafına terk edildiği, insanların sokaklarda dahi yüz tanıma sistemleriyle adım adım izlendiği başkaca bir dönem var mı bilemiyoruz. Fakat bildiğimiz 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana kitlesel olarak en büyük özgürlükten men etme operasyonunun Doğu Türkistan’da yürütülmekte olduğu!

“3-8 milyon Doğu Türkistanlı Çin’in “gönüllü mesleki eğitim kampları”nda soykırıma uğruyor!”

2014 yılından itibaren Teröre Karşı Sert Darbe Operasyonu ve ilan edilen “75 Aşırılık Belirtisi”yle başlatılan keskin saldırılar, 2017 Nisan’ından itibaren Doğu Türkistan genelinde yoğun bir şekilde kurulmaya başlayan ve sayılarının 1.200’ü geçtiği belirtilen toplama kamplarıyla bambaşka bir noktaya taşındı. Evlerinden, çocuk ve eşlerinden, anne-babalarından, akraba ve arkadaşlarından, işlerinden, okullarından hasılı en sevdiklerinden kopartılan, dünyanın en ağır işkence ve mahrumiyetlerini yaşayan 3-8 milyon Doğu Türkistanlı Çin’in “gönüllü mesleki eğitim kampları”nda soykırıma uğruyor!

Bir çadıra ya da pusulaya sahip olmak, mutfağında birden fazla bıçağı olmak, pasaportu olmak, başörtüsü takmak, camiye gitmek, oruç tutmak, okulda ve resmi dairelerde ana dili kullanmak bile bir kişinin toplama kamplarına alınması için yeterli sebep olarak görülmektedir.

“Kısacası bu kamplar, tüm insan haklarının ihlal edildiği yerlerdir.”

Çin’in genel hukuk ilkesi olarak bilinen masumiyet karinesini hiçe sayan “suçu önceden önleme prensibi” ile herhangi bir suçu bulunmayan ve mahkeme edilmeyen milyonlarca insan “ayrımcılık, aşırılık ve terör” suçlamalarıyla toplama kamplarına dolduruldular. Burada kalabalık hücrelerde sırt üstü yatabilecek kadar bir yer bile bulamayan insanlar yoğun beyin yıkama faaliyetlerine ve işkencelere maruz kalıyorlar.

Toplama kamplarında keyfî güç kullanımı, özgürlüğün sistematik olarak kaldırılması, kültür ve inançların tahkiri, ideolojik baskılama, insanlıktan çıkarma, taciz, tecavüz, fiziki ve psikolojik işkence, cinayet ve soykırım suçları işlenmektedir. Kısacası bu kamplar, tüm insan haklarının ihlal edildiği yerlerdir.

Çin, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ilan edilen tüm hakları gasp etmekte, BM Soykırım Sözleşmesi’nde bulunan beş maddenin tamamını ve dahi Roma Statüsü’nde düzenlenen “Soykırım Suçu ve “İnsanlığa Karşı Suçlar”ın tamamını ihlal etmektedir.

Bu insanlarla aynı gökyüzünün paylaşmak ve onların acı ve ıstıraplarına, yürek yangınlarına, kalp kırıklıklarına uzaktan da olsa şahitlik etmek, bizleri yaşadığımız çağın adaletten uzak düzeninde insanlığımızdan utandırıyor. Dünyanın insanlık adına Doğu Türkistan için söyleyecek bir sözü olmalı!” denildi.

BM, İİT, somut adımlar atmalı, dünya halkları Çin mallarını Boykot etmeli.

Birleşmiş Milletlerin ve İslam İşbirliği Teşkilatının bu zulme karşı seyirci konumda kalmasının da Çin’i cesaretlendirdiği ifade edilen basın açıklamasında Türkiye’nin zulmün bitirilmesi için öncü konumda olması istendi, bu zulüm bitileyinceye kadar tüm dünya halklarından Çin mallarını boykot etmeleri çağrısı da yapıldı.

Basın açıklamasının o bölümü de aşağıdadır:

“Doğu Türkistan’daki toplama kampları kayıtsız şartsız bir an evvel kapatılmalı, bölgede uygulanan tüm hak ihlallerine derhal son verilmelidir.

BM, Çin’in insan haklarını ayaklar altına alan toplama kampları vahşetini derhâl durduracak sahici adımlar atmalıdır.

İslam İşbirliği Teşkilatı ya İslam ülkelerini bu zulme karşı mobilize etmeli ya da kendini lağvetmelidir. Zira İİT’nin mevcut tutumu Çin’i daha da cesaretlendirmektedir.

Türkiye bu zulmün bitirilmesi için öncü olmalıdır.

Çin bu zulmü sonlandırıncaya kadar tüm dünya halkları Çin mallarını boykot etmelidir.”

Basın açıklamasının ardından Karabük Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Doğu Türkistanlı öğrencinin konuşması ve dua ile program sona erdi.

Not: Doğu Türkistan Platformu adına basın açıklamasını okuyan platform sözcüsü Avukat Uğur Yıldırım,  İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Doğuş-Der Başkanı Mehmet Talu, Önder Genel Başkan Yardımcısı Tayfur Esen, Özgür-DER Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Şekerci, HAK-İŞ Dış İlişkiler Uzmanı Mustafa Sürücü,Cihannüma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Akça, Yedi Hilal Derneği Genel Başkanı Salim Sarıyıldız ve Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri Nurettin İzbasar’ın İstanbul’da yaptıkları basın açıklamasının videosu aşağıdadır.

Uygur Türkler’ine Çin’in yaptığı zulüm Karabük’te de protesto edildi.

Etiketler: » » » » » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ