logo

25 Aralık 2019

KARDEMİR İçin Ahde Vefa Borcumuz Var! Kime Mi?


Ali Aşar

Warning: Use of undefined constant user_email - assumed 'user_email' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/karabuk2/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/single-kose-yazilari.php on line 34
habersancak@outlook.com

Karabük’ün Usta gazetecilerinden Haber Sancak Gazetesi Sahibi Ali Aşar, KARDEMİR’i anlattı. Aşar yazısında şu ifadeleri kullandı: ” Önce kısa bir hatırlatma yapayım yıl 1993 henüz genç bir gazeteci olarak mesleğimde henüz 3-4 yıllık bir birikimim vardı.

Değerli dostum Ahmet Büyükbektaş namı değer (Alparslan Başeğmez’le) birlikte öyle bir risk aldık ki! Karabük Demir Çelik Fabrikaları 28 Mart 1994 tarihinde kapatılacaktır diyerek kamuoyuna duyuruda bulunduk.

Tabi ki, bugün olduğu gibi insanlar başkasının ağzına bakarak, siyasiler ve Sendika Yöneticileri ne söylerse ona inanıyorlardı.

O dönemde Yönetimimde olan Karabük’ün Sesi Gazetesi’nin Manşetinden defalarca Karabük kamuoyuna Demir Çelik Fabrikalarının kapatılacağını söylesek ve yazsak da bize inanmadılar, Tak-i, 1994’ün 5 Nisan ekonomik Paketin açıklanmasına kadar.

Dönemin Başbakanı Çiller ve yardımcısı Karayalçın, tarafından kamuoyuna deklare edilen 5 Nisan ekonomik paketin içinden çıkan Özelleştirme olmaz ise Üretim durdurulacak kararı Karabük kamuoyunda büyük bir şok yaşanmasına sebep olurken, ben ve dostum Büyükbektaş ise halklı çıkmanın moral bozukluğunu yaşıyorduk.

Acı gerçek Çiller Hükümetinin ekonomik paketi ile ortaya çıkarken, o dönemleri bilenler bilir korku ve endişe içinde yaşayarak o meşhur ve dünyanın birçok ülkesinden ses veren 8 Kasım eylemleri uyarmaya çalıştığımız konuya damgasını vurmuştu.

Aslında yazımın başlığında sizleri yorabileceğimi ve vaktinizi alabileceğimi söylemek istedim ama yazının akışı biraz uzadı diyebilirim, Sabırla okursanız buradan bir şeyler söylemeye çalışacağım.

Demir Çelik fabrikaları 1 (bir) liraya özelleştikten sonra Çelik sektöründeki inişli çıkışlı durumlar karşısında Kardemir ekonomik sıkıntılar içine düşmüş ve o dönemde yönetimde olanlar Kardemir’in cevher ihtiyacını karşılamakta büyük zorluklar içindeydiler.

Elektrikleri kesilir, devlet alacağı için banka hesaplarına bloke koyar, bir takım sıkıntılarda ayrı bir dertti.

Kardemir Cevher almakta hayli zorluklar içinde kıvranırken, hala bu işletmeden menfaat umanlar ise ellerini bir türlü bu işletmenin üzerinden çekmiyorlardı.

Elbette geçmişi kötülemek ya da kaşımak değil niyetim. 
Dedik ya; AHDE VEFA işte tam da burada durmamız gerekiyor.

Karabük Kardemir’in yürümeyeceğini ekonomik sıkıntıların aşılamayacağını düşünerek büyük bir moral çöküntüsü içindeyken, bu durum sadece çalışan işçileri değil tüm Karabük’ü örümcek ağı gibi sarmıştı.

İşte tam da o anda kendilerinden beklenen adımı atan Karabük’ün öz evladı, o dönem TSO Başkanı aynı zamanda da kurucu heyet başkanı olan Sayın Kamil Güleç ve bugün aramızda olmayan Rahmetle andığım Mutullah Yolbulan’la birlikte kendi ekonomilerini risk ederek, Yolbulan’la her türlü şartta birlik içinde olan Çağ-Çelik’in sahibi Sayın Kamil Güleç ve Yücel Ailesi Kardemir’in nefessiz kaldığı son anlarında birlikte kurtuluş adımını attılar.

Daha fazla uzatmak istemiyorum ama o günleri hatıralarımda ve hafızamda sakladığım için kamuoyu ile paylaşma gereği duydu.

Bir gün Karabük basınını Çağ-Çelik Haddesine davet ettiler, orada Merhum Mutullah Yolbulan ve Kamil Güleç vardı.

Kalabalık bir basın ailesi de orada pür dikkat Sayın Güleç’in okuduğu basın açıklamasını dinledi.

Uzatmaya gerek görmüyorum, açıklamada her şey ortaya konulmuş ve soru dahi sorma gereği duyulmamıştı.

Toplantı bitmiş yorgunluk çayı içilirken, ben şahsım olarak merhum Mutullah Yolbulan ve Kamil Güleç’in bir köşeye çekilerek kendi aralarında konuşurken, yanlarına vardım ve Amca siz Kamil beyle birlikte bu taşın altına elinizi değil adata gövdenizi koydunuz, bir şeyi çok merak ediyorum, sizin ekibin bu iş için Kardemir’i ayağa kaldırmak adına ne kadar para koydunuz soruma Mutulah Amca ise bak Ali bu iş kolay bir iş değil, biz arkadaşlarla buraya 15-17 milyon (trilyon) lira koyduk.

Allah’ın izniyle bu işin altından kalkacağız ve Cevher anlaşmasını yaptık 6 Kargo gemisi anlaşmamız yapıldı ama biz 4 kargo gemisi cevherin parasını peşin ödedik korkacak bir şey yok demişti.

O gündür bu gündür Kardemir’in lokomotifi olan Yolbulan ve Güleç aileleri, bu işletmeyi dünya şirketi olma yolunda emin adımlarla buraya kadar taşıdılar.

Bu konuyla ilgili sayfalarca yazabilirim, çünkü Demir Çelik Fabrikalarının kapanacağını yazdığımızda bize inanmayanlar daha sonra, Kardemir Yönetimine yakın durarak iş aş sahibi oldukları gibi bazı kişiler ise çanta taşıyarak Sayın Güleç’e yakın kalmayı yeğlerlerken, biz bugün olduğu gibi mesleğimiz gereği o günlerde de mesafemizi hep koruduk ve korumaya devam edeceğim.

Ahde Vefayı şunun için anlatmaya çalıştım, bugün Güleç ailesine yönelik yapılan eleştiriler, Aslında Kardemir’in geçmişten gelen onurlu mücadelesine zarar vermektedir.”

Etiketler: » » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şule Ertürk Anıklı…Takvim Bayram Dedi

    24 Mayıs 2020 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Şu zamanın bizde oluşturduğu en baskın duyguya bir isim koysak sanırım pek çoğumuz için adı “özlem” olur. Özlem ise geçmişin bugüne galebe çalmasıdır. An’da kalmamızı salık verenlerin çabası ise, geçmiş üzüntü, çaresizliklerimizi ve gelecek kaygılarımızı bırakmamıza yöneliktir. Şimdi evde kaldığımız ve anı daha çok idrak ettiğimiz bu günlerde kendi hikayemizin de zaman algımızın da farkına varıyoruz. Düşünmeden edemiyoruz. Geçmiş Mayıs, şimdikinden farklıydı…Gelecek için hayaller kuruyoruz. Belki de birçoğumuz, çocukluğumuzdaki gibi hay...
  • Şule Ertürk Anıklı…HIZIR GÜNLERİNE Dair…

    06 Mayıs 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, yazar

    Türkler, göçebe hayatın zorluğunu avantaja çevirebilmiş bir millettir. Verdikleri mücadeleler, farklı alanlarda olduğu gibi, inançla birleştirdikleri ekoloji bilgilerini artırmaya dönük olmuştur. Bu süreçte kaynaklarda da görüldüğü gibi sadece kendi temel ihtiyaçlarını karşılamamışlar, doğayla uyum içinde zamanla estetik zevke dönüşen bir algıya sahip olmuşlardır. Aynı zamanda temasta bulundukları kültürleri de beslemişlerdir. Tarih boyunca ve şimdi yaşadıkları geniş coğrafyada (sömürü üzerine değil, adaleti önceleyen bir inançla) ve yüzyıllar...
  • Şule Ertürk Anıklı… Okumadan Yaşanmıyor.

    05 Mayıs 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, yazar

    Yusuf Has Hacib 11. Yüzyılda “Bilgi edininiz, adam olunuz, kendinizi yükseltin”1 öğüdünü vermiş. Demek ki çağlar geçse de bilgi edinmek, adam olmak ve kültür alanında kalkınmanın (Yusuf Has Hacib’in de bahsettiği nesnel kalkınma değil, kültürel kalkınma imiş) önemi hiç eksilmemiş.Bilginin yüce olması sadece bilginin kıymetini bilenler olduğu sürece söz konusudur. Hadis olduğu rivayet edilen ifadede acınacak üç kişiden biri de cahiller arasında kalmış alimdir.Biz talep etmiyorsak, irade sahibi değilsek sağımız solumuz alim olsa ne fayda… ...
  • Şule Ertürk Anıklı…Okurken, Korkma!

    29 Nisan 2020 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, yazar

    “Keşke hep çocuk kalsaydık da, en büyük yaramız dizimizdeki yara olsaydı” diyor şair… Hayallerimizi yitirdiğimizde yetişkin oluverdik…O yaralarla, hayalleri olanları dışladık.Masumiyetimizi yitirmiş çocuklar değil miyiz şimdi? Yaş alırken büyüdük mü? Cevaplarını bildiğimiz soruları sorsak da gerçek değişmeyecek.Ninni hak eden çocuklara, çaresizlik bıraktığımız bir dünya inşa ettik,Gökten üç elmanın düşeceği masallar yerine… Çocukluğumuzu yitirmeden masum ve iyi kalabildiğimiz bir dünyada, aldığımız nefes anlamını yitirmeyecek.Anne ku...