logo

Şule Ertürk Anıklı…HIZIR GÜNLERİNE Dair…


Şule Ertürk Anıklı

Warning: Use of undefined constant user_email - assumed 'user_email' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/karabuk2/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/single-kose-yazilari.php on line 34
erturk@sakarya.edu.tr

Türkler, göçebe hayatın zorluğunu avantaja çevirebilmiş bir millettir. Verdikleri mücadeleler, farklı alanlarda olduğu gibi, inançla birleştirdikleri ekoloji bilgilerini artırmaya dönük olmuştur. Bu süreçte kaynaklarda da görüldüğü gibi sadece kendi temel ihtiyaçlarını karşılamamışlar, doğayla uyum içinde zamanla estetik zevke dönüşen bir algıya sahip olmuşlardır. Aynı zamanda temasta bulundukları kültürleri de beslemişlerdir. Tarih boyunca ve şimdi yaşadıkları geniş coğrafyada (sömürü üzerine değil, adaleti önceleyen bir inançla) ve yüzyıllar boyunca doğayla içiçe ve ona saygı duyarak yaşamışlardır.Bu sebeple bugüne tevarüs eden tüm inanç ve pratikler mutlak bir anlam taşımaktadır.Doğayla iç içe olmanın ve doğadaki her şeyin ruhu olduğuna inanarak yaşamanın sonucu baharın gelişi de ayrıca önemli sayılmıştır. Türk kültüründe inanca, insan ve tabiatın birlikteliğine işaret eden; Türklerin yılbaşısı kabul edilen Nevruz ve Sabantoy, Çiğdem Eğlencesi gibi…geleneklerden birisi de Hıdırellez’dir. Bu, Hıdır’ı karşılama töreni olarak da adlandırılmıştır.

Abdulhaluk Çay’ın belirttiği üzere; Türklerin halk takvimine göre bir yıl, iki ana bölüme ayrılarak anlamlandırılmaktadır. Hıdrellez günü 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar geçen zaman dilimi Hızır günleri olarak adlandırılmıştır. Bu dönem kışın yaza döndüğü, toprakta, suda bolluğun bereketin arttığı dönemin kutlu kabul edilmesidir* Yir/sub (yer su) inancı, Adem’in balçığı, Havva’nın havayı çağrıştırmasından bu yana Türklerce kutsal kabul edilmiş bir birikim yaratmıştır. Kuru ve soğuk olan toprağın, havanın ısıtmasıyla ve suyun canlandırmasıyla bereketlenerek, bolluğa dönüştüğü vakit, Türk tefekküründe ateşin sıcaklığı temsil eden Hızır ile suyu temsil eden İlyas’ın birleşerek tabiata can verdiği düşünülmektedir. Bu dönemde, gerçekleştirilen tüm ritüelleri yüksek bir bilinçle birlikte, şimdilerde yeniden popüler olan “iyiyi düşünüp, iyiyi çağırma” anlayışıyla ilişkilendirmek mümkündür. Çünkü Hıdrellez günü, doğaya olan saygının ve bununla birlikte, yenilenmeye/yeşermeye şahitliğin şükrün ve dilenen dileklerle umudun tazelenişidir. Aynı zamanda, yılı belirleyen unsurlardan birinin ağaçların çiçeklenmesi ve doğanın yeşermesinden mütevellit “yaş” kelimesinin yaşıl>yeşil’den ortaya çıkmış olması, yeşillenmeyi görme esaslı dolayısıyla dolu dolu yaşanan bir yıl anlamına gelmektedir (Tuncer Baykara’dan iktibasla).

Toprak, bolluğun ve türemenin sembolü olan su ile birleştiğinde bereketi artar ve “toprak ana” olur. Toprağa merhamet edildiğinde rızka vesile olur. Tüm bunlarla Türklerin bu zengin köklü kültürlerinde varlık alemindeki tevhidi evvelden gördüğünü kim inkar edebilir! Zamanla toprağa verilen değerin göstergesi olarak yaşanılan yerin kutsiyetiyle “ana vatan” isimlendirmesi ve uğruna canlar verilmesi de bu açıdan değerlendirilmelidir. Bir taraftan bu doğaya saygı ve bağlılığın devamı olarak; hayvanları dost edindiği atı ehlileştirmesi, diğer yandan tüm Türk coğrafyasında “ad vermeye” yansımasını gördüğümüz üzere Türklerde başta “Deniz” isminin çok yaygın olması ve dahi yine doğaya has; Pınar, Irmak, Göksu, Tuna, Nil, Fırat, Gökhan, Dağhan, Kartal, Aslan , Açelya, Defne, Fulya, Nergis, Çağla, Gül, Gülgün… gibi adaların tercihi doğanın kimi zaman gücüne kimi zaman zerafetine teşbihle doğa bilgi ve sevgisinin bir göstergesi olarak nitelendirilebilir. Örnekleri saymakla bitmeyecek bu muazzam ontolojik varlık algısı, gün gelmiş bu topraklarda rüyadan başlayıp, gölgesinde soluklanılan bir çınar ağacı olmuştur.

Ayrıca, tabiata dair olan gözlem ve bilgilerin sanatla, edebiyatla ve musiki ile de çoğaldığını görmek mümkündür. Kendi içinde ne kadar çeşitlenirse çeşitlensin, tek bir kaynaktan beslenen bu birikimin sonucu olarak ve bu sebepledir ki bozkırın, dört nala giden atlarının ruhunu yansıtan Kazak Türklerinin ezgisi “Aday”ı dinlediğimizde etkilenmemiz ve yahut “şelpe” tekniği ile çalınan bağlamanın verdiği çoşkunun ruhumuzdaki yansıması aynıdır. Türk mitolojilerinde de yer alan bu doğa, kozmoloji bilgisiyle dünyaya bakış ve algılamalarındaki idrak, örneğin Köbürge’nin (Davulun) devlet hakimiyet sembolü olmasının yaradılışın ritmini hissetmesi tüm bunların içtimai, siyasi ve kültürel açıdan daha ayrıntılı bakılması gereken ve birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu görmek mümkündür. ** Bu hafızanın tekamülünde “Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü” nazarıyla millet olarak neden farklı olduğumuzun cevabını da vermek mümkün hale gelebilir.

*ÇAY, Abdulhaluk (1988) Türk Ergenekon Bayramı Nevruz, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara. **Bu konuda daha ayrıntılı ve akademik bilgi için F. Adile Başer’in “Hikmetten Müziğe, Müzikten Şehre Doğru” (www. Kırmızılar.com 29.04.2018) başlıklı yazısına bakınız.

Karabük FARKLI Gazete / Karabük Ajans 78

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Okan Küçük Yorumluyor.04.07.2022

    04 Temmuz 2022 Ekonomi, Genel, Karabük, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, yazar

    Asgari Ücret Zammı Hayırlı Olsun. 2022 Ocak’ta  asgari ücrete yapılan zam ile asgari ücret 4 bin 253 lira olmuştu. 1 Temmuz itibariyle asgari ücrete  yapılan zamla birlikte yeni asgari ücret tutarı 5 Bin 500 TL olarak belirlendi. Hayırlı olsun diliyorum.  İşverene de 100 TL Destek Verilecek. Asgari ücretliler yeni zamla birlikte 5 Bin 500TL maaş alacak. İşveren anlamında bakıldığında 1 asgari ücretlinin işverene maliyeti SGK Primi ve İşsizlik sigortasıyla birlikte 7 Bin 603 TL olacak. Devlet işçi başına 100TL destek verecek işver...
  • Okan Küçük Yorumluyor.29.06.2022

    29 Haziran 2022 Ekonomi, Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, yazar

    Kısa Çalışma Ödeneği Ve Sektörel Teşvik… Dünkü yorum haber de “Demir Çelik Sektöründe Neler Oluyor ?” başlığıyla Karabük’te demir çelik sektöründeki İşten çıkarmaları gündeme getirmiştim.  Demir çelik sektöründe sıkıntı var. Şura da 2-3 ay öncesine kadar amiyane tabirle çuvalla para kazanan sektör şimdi dip yapmış durumda. Bu sıkıntı da maalesef işçiye yansıyor ve işten çıkarmalar oluyor. Biraz daha devam edecek gibi maalesef bu üzücü durum. Birçok gerekçesi var ama UKRAYNA -RUSYA Savaşı sonrası Rusya,  ABD ve AVRUPA ülkelerind...
  • Okan Küçük Yorumluyor.27.06.2022

    27 Haziran 2022 Ekonomi, Genel, Karabük, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, yazar

    Vali Gürel, Parke Taşı Konusunu Açıkladı. Karabük Organize Sanayi Bölgesinde yol yapımında parke taşlarının kullanılmasıyla ilgili önceki yorum haberler de “Konuyla ilgili çevrelerin hatta konuyla ilgisiz çevrelerin bile ağır tonajlı araçların kullandığı ilgili yol da parke kullanılmasının çok yanlış bir karar olduğunu, oraya harcanan paraların heba edildiğini  düşündüklerini ifade etmiştim. Edindiğim dolaylı bilgilere göre aslında parke işinin yanlış olduğu konusunda itirazlar olmuş ama konu tamamen  Sanayi ve Teknoloji Bakanl...
  • Okan Küçük Yorumluyor.24.06.2022

    24 Haziran 2022 Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, yazar

    Parkeler Tüm Türkiye’deki OSB’lere Döşenecekmiş… Karabük Organize Sanayi Bölgesinde yol yapımında parke taşların kullandığını birkaç kez yorum haber de yazmıştım. Konuyla ilgili çevrelerin hatta konuyla ilgisiz çevrelerin bile ağır tonajlı araçların kullandığı ilgili yol da parke kullanılmasının çok yanlış bir karar olduğunu, oraya harcanan paraların heba edildiğini  düşündüklerini ifade etmiştim. Kaldı ki parke taşlar daha yapılırken bazı yerlerde şimdiden bozulduğunu, kırıldığını- eğildiğini falan görmek mümkün. Yani bu işin tekni...