logo

Taşyapar’dan Sitem Dolu Paylaşım

Sağlık-Sen Karabük Şubesi’nin bugün yapılan 5. Olağan Genel Kurulu’nda tek aday olan Sezgin Aydoğmuş, Şube Başkanı seçildi. 10 yıldır yürüttüğü Sağlık-Sen Karabük Şube Başkanlığı görevini bugün yapılan kongre de seçilen yeni başkana devreden Selçuk Taşyapar‘ın, kongre sonrasında sosyal medya hesabından yaptığı sitem dolu paylaşım kafaları karıştırarak, orada neler oluyor, dedirtti.

Taşyapar yaptığı paylaşımda; insanların arkasından dedikodu yapmayıp, yanlışları yüzlerine söylediğini, yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla değişmediğini, davasını ve dava arkadaşlarını satmadığını dile getirdi.

Paylaşımında tehditlere ve iftiralara kulak asmadığını, dost ve kardeşliklerin gönüllerde değil dillerde olduğunu, davaların değil menfaatlerin ön planda olduğunu, makam ve mevkileri kaybetmemek için her yolun mübah sayıldığını, yalanın iftiranın normalleştirildiğine şahit olduğunu da söyleyen Taşyapar; “Peygamber Efendimizin (SAV) “Canı yanan sabretsin, canı yakan canı yanacağı günü beklesin”hadisleri ile kendimi teselli ederek motive oldum, ifadelerini kullandı.

Taşyapar’ın paylaşımının tamamı aşağıdadır:

“Değerli Dostlarım Hayatımın yaklaşık 18 yılını verdiğim Sendikama 2003 yılında bir kaç erdemli arkadaşla üye ve işyeri temsilcisi olarak başladım. 2005 ten 2011 yılına kadar yönetim kurulu üyeliği yaptım. 2011 yılı Ağustos ayında 428 üye sayısı ile teslim aldığım Şube Başkanlığını bugün itibariyle 1167 üye sayısı ile taçlandırdık çok şükür. Akabinde Karabük’te ve tüm ilçelerdeki kurum ile kuruluşlarda en fazla üye sayısını çıkartarak tüm yetkileri aldık.

Görev yaparken gençliğimi verdiğim bütün haksızlıklara karşı kapalı kapılar veya insanların arkalarından sessizce dedikodu yapmak yerine açıkça bizzat yüzlerine haykırarak yanlışlarını söyledim.Yola çıktıklarımı hiçbir zaman yolda bulduklarımla değişmedim.

Ne yol ne dava arkadaşlarım dediklerimi nede davamı sattım ne küçük hesaplar peşinde koştum nede uzun vadeli planlarım oldu hiçbir zaman makam mevki menfaat peşinde koşmadım sendikamı ve davamı ne kendim için nede yakınlarımın çıkarları için kullandım. Ne tehditlere nede iftiralara kulak astım ne haksızlıklara karşı göz yumdum nede karşılığı yalnızlıkta olsa, iftiralara uğrasam da yılmadım, yorulmadım tabiri caizse hepsinin karşısında dikleşmeden dik durdum, ne kimsenin adamı oldum ne de yanlışlara taraf oldum.

Ama öyle bir noktaya geldik ki kendimizle, arkadaş ve dost dediklerimizle imtihanlarımız başladı dostluk ve kardeşliklerin gönüllerde değil diller de olduğunu, haklıların doğruların değil çıkarların ve güçlülerin kazandığı, davaların değil menfaatlerin ön planda olduğunu, makam ve mevkileri kaybetmemek için her yolun mübah sayıldığını, yalanın iftiranın normalleştirildiğine inanmak istemesem de şahit oldum.

Tüm bu olanlara rağmen Peygamber efendimizin (Sav) “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadislerinden yola çıkarak gücümün yettiğince dilimin döndüğünce susmadım haksızlık yapanları ve yapılanları dile getirdim. Biliyordum ki Hayatta sürekli dik duran insanlar,bütün yolları tıkansa da, yine kendilerine bir yol bulup giderler;çünkü yolunda yürüyeni Allah yolsuz bırakmaz dedim yeri geldi canımız yana yana içimiz kanaya kanaya Peygamber Efendimizin (SAV) “Canı yanan sabretsin, canı yakan canı yanacağı günü beklesin”hadisleri ile kendimi teselli ederek motive oldum.

Bir yerde okumuştum; “İnsanın dostu yoktur, saadetin dostu vardır.” diyordu. Her şey yolunda iken herkes herkesle beraber olur, mühim olan zor gününde yanında olabilecek dostu, sevgiliyi bulabilmek. İnsanın rengi, karanlıkta belli olur diyordu.

Sendika ya girdiğimde henüz 1 yaşında olan kızımın büyüdüğünü dahi farketmediğim, arkadaşlarımın Başkan olacaksın dediklerinde eşim 9 ay önce kaza geçirmesine ve en fazla bana ihtiyacı olmasına rağmen görev istenmez verilir düsturu ile elimi değil gövdemi taşın altına koyarak başkanlığı devraldım bu süreçte eşimi, kızımı ailemi hep ikinci plana koyup önce sendikam ve üyem dedim 1 üye alırken yaşadığım sevincin yanında 1 üye istifa verdiğimde uykusuz geçen gecelerimin tek motivasyon kaynağı davam dediğim sendikam içindi ve bunların karşılığını Yüce Mevlam bayrağı teslim aldığım zamandan bu zamana kadar ilimizde Sağlık-Seni 428 üye sayısından 1167 üye sayısı ile yetkili sendika olarak zirveye taşıdı Elhamdülillah !

Tek başıma bırakılsam da durmak yok yorulmak yok dedim elimden geldiğince gücümün yettiğince koşturdum üyelerimize ve Sendikamıza hizmet için 1+1 dairemizin mülkiyetini satın aldık ve kasamızda yaklaşık 100.000 TL nakit para bırakarak çok şükür alnımın akıyla bugünlere geldim. Karabük Sağlık-Sen Şubemizin 5.Olağan kurulunda emanet aldığım bayrağı yine emanet bırakıyorum.

Şube Başkanı olduğum dönemde farkına varmadan yada bilmeden kırdığım veya üzdüğüm tüm arkadaşlarımızdan en çokta eşimden, kızımdan, ailemden ve beni hiçbir zaman yalnız bırakmayan gerçek dostlarımdan özür dileyerek Sözlerime Rahmetli Aliya İzzetbegoviç in “Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil Dostlarımızın sessizliği olacaktır” sözleriyle bitiriyorum. Haklarınızı helâl edin Allah a emanet olun.”

Selçuk Taşyapar’ın, kongre sonrasında sosyal medya hesabından yaptığı sitem dolu paylaşım kafaları karıştırarak, orada neler oluyor, dedirtti.

Etiketler: » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ